Dağıstanlı Recep

HERBALİST DAĞISTANLI RECEP
Küçüklüğüm 4 dağın arasında kalan bir vadide, çobanlık yaparak geçti. Dağda iken inek, koyun, keçi, at, köpek, kedi, kirpi, tilki, çakal, ayı, yılan, kaplumbağa, kırlangıç ve buna benzer hayvanlar hastalandıklarında ne yer, ne içer, hiç düşündünüz mü?
Annemin halası, Zula Memed’in kardeşi, tarlaya gittiğimizde, çay yerine sürekli dağlardaki bir çok bitkiden kendi demlediği çayları içerdik. Cah adını verdiğimiz hal-i hazırda annemin de topladığı bitkilerle yemekler yapılırdı. Hinkal ve suruçet adını verdiğimiz yemeklerde bol bol kullanılırdı. Ayrıca babam da özellikle akciğer ve karaciğer hastalıkları hakkında bana çok değerli bilgiler bırakmıştır.
Köyde iken çok değerli insan, rahmetli Prof.Dr. İzzet Kandemir’den çok önemli bazı bilgiler ve tüyolar alma şansım oldu. O zamanlar 17 yaşındaydım ama Kandemir, benim hem okul yıllarımda hem de günümüzde bu ilme gönül vermemin en önemli sebebidir.
Daha ileriye gidebilmek için, aldığım bilgiler yetersizdi. Bu işin merkezine inmem, daha fazla bilgiye ulaşmam gerekiyordu. Hadisler bazı şeyleri anlatıyordu ama doldurulması gereken boşluklar vardı. Bu boşlukları çok değerli alimler ve çalışma arkadaşlarım ile Kuran-ı Kerim’den doldurduk.
Sonunu görüp göremeyeceğimizi bilmeden başladığımız bu yolda çok sıkıntılı zamanlarımız da oldu, çok mutlu anlarımız da… 2005 yılında bu işi çok daha ciddiye almam gerektiğine karar verdim ve şimdi tüm ekibimle insanlığa, sizlere faydalı olabilmek için çalışıyoruz, çalışacağız. (Bilgiler tanıtım amaçlı olarak kendi sitesindeki anlatımdan alınmıştır.)

Yorum Yaz